Yüksekte, Tek Başına: Alex Honnold ve Serbest-Solo El Capitan

1. Üç Haziran, Cumartesi – Kadıköy 

Gene her dönem sonu olduğu gibi eve kapanmış öfleye pöfleye sınav okumaya çalışır, içim daralır, ve bir sınavlara bir facebook’a bakarken timeline’ıma bir National Geographic haberi düştü: ’Climber completes the most dangerous rope free ascent ever.’(1) Haberin fotorafında, biz tırmanıcılar için tanıdık bir surat, Alex Honnold, arkasında Yosemite vadisi kameraya gülümsüyor. Orada, açlık grevi, terör, baskı ve hapis haberleri ile dolu timeline’ımın ortasında, Alex Honnold: Mutlu mesut ilk serbest-solo çıkışını gerçekleştirdiği El Capitan’ın tepesinde.

Alex-Honnold-on top of Freerider

Alex Honnold tırmanışından sonra, Freerider’ın tepesinde. Photo: Jimmy Chin

Haberi başlığı doğru mu anlıyorum diye hızla bir okuyorum; evet, doğru anlamışım – Alex Honnold Yosemitenin en ihtişamlı, en ünlü, en uzun duvarlarının olduğu El Capitan’ı Freerider (5.13a, 30 ip boyu, 914 metre) isimli rotasından serbest-solo, yani tek başına ve ip kullanmadan, yani hiç bir güvenlik sistemi olmadan tırmanmış, ve böylece dünyada bunu gerçekleştirebilen ilk insan olmuş. Ben öğleden sonra Kadıköy’de inşaat gürültüleri arasında kendime kahve yapıp çalışmaya çalışırken, Honnold Kaliforniya’da 3 Haziran sabahı, bu granit devin dibine tek başına yürümüş, tırmanış ayakkabılarını ayağına giymiş, ve bir toz torbası dışında hiç bir şey almadan rotaya girip tam 3 saat 56 dk. ve yaklaşık 1000 dikey metre sonra duvarın tepesine ulaşmış.

Ağzım açık ekrana bakıyorum. Teker teker başka tırmanıcı arkadaşlarım da haberi paylaşıyorlar. Haber hızla tırmanış blogları ve dergilerine, oradan Nytimes’a kadar yayılırken sadece ben değil, bütün tırmanış dünyası ekranları karşısında, okuduğumuzu sindirmeye çalışıyoruz – El Capitan, serbest-solo

2. Honnold, Yosemite ve Freerider

Honnold’ın bu tırmanışının önemini ve ciddiyetini anlamak için belki de biraz tırmanışın içinde olmak gerekiyor. Kaya tırmanışının farklı alt-branşları var, geleneksel tırmanış ve spor tırmanış gibi. Bunlarda tırmanıcı bir ipe bağlı olarak kayada yükseliyor, böylelikle bir düşüş uzun ve hatta tehlikeli olabilse de, tırmanıcının emniyeti her zaman ip (ve ipi tutan bir emniyetçi) tarafından sağlanıyor. Serbest-solo yukarıda da söylediğim gibi tek başına ve ipsiz tırmanmak; yani kaya-tırmanışının en riskli şekli. Herhangi bir hata, bir anlık dikkat dağınıklığı, düşen bir taş, ya da ayağın bir kaymasının bedeli çok yüksek. Serbest-solo bu yüzden de tırmanışın ne en yaygın, ne de en görünür stili. Bir çok insanın yanından bile geçmek istemeyeceği kadar yüksek bir risk söz konusu.

alex honnold on moonlight butress

Alex Honnold Zion’da Moonlight Butress rotasında. Photo: Celin Serbo / Aurora Photos

Amerikalı tırmanıcı Honnold’un adı tırmanış camiasında işte bu stil ile beraber anılıyor. El Capitan’dan önce de çıkmış olduğu bir çok serbest-solo rota var ve bunların çok büyük bir kısmı ihtişamlı, ciddi çok ip boyu (2) rotalar (Zion’da Moonlight Butress (5.12d, 9 ip boyu), Red Rocks’ta Rainbow Wall (5.12b, 14 ip boyu), El Potrero Chico’da El Sendero Luminoso (5.12d, 15 ip boyu) gibi) (3).

Fakat Honnold ne ilk ne de son serbest-solo tırmanıcı. Yüksek riskli ve bu yüzden çok yaygın olmasa da, bu stil hem tırmanış tarihinin önemli bir parçası, hem de tırmanış camiasında üzerine çok konuşulan, tartışma doğuran konulardan biri (4)… Özellikle Birleşik Devletler tırmanış tarihinde John Bachar, Michael Reardon, Peter Croft gibi adı serbest-soloları ile bilinen, çok zor ve çok sayıda rotayı serbest-solo çıkmış tırmanıcılar var. Gene ABD’de Steph Davis bu alanın sadece erkeklere ait olmadığın göstermişti.

Steph Davis - Diamond

Steph Davis Colorado’da Diamond duvarını serbest solo çıkarken, Photo: Brian Kimball

Avrupa’da ise son dönemde Avusturyalı Hansjorg Auer sınırları zorluyor. Bunların yanında bir çok başarılı tırmanıcı da hayatlarının bir döneminde serbest-solo çıkışlar yapıyorlar (Alman tırmanıcı Alex Huber’in Avusturya’da Kommunist (5.14a) rotasını çıkması  ya da İskoç Dave MacLeod’un İspanya’da Darwin Dixit (5.14b) isimli rotayı çıkışı mesela). Bu görünür örnekler dışında kendi kendine serbest-solo tırmanışlar yapan ya da en azından bir noktada yapmış adı sanı pek bilinmeyen bir dolu tırmanıcı olduğunu da tahmin etmek zor değil. Ben hem Birleşik Devletlerde, hem İngiltere’de tırmanış bölgelerinde vakit geçirirken serbest-solo tırmanan insanlara denk geldim. Türkiye’de de mesela İstanbul’a yakın tırmanış bahçesi Ballıkayaların bazı rotaları serbest-solo çıkıldı. Yani bu pratiğin elit tırmanıcılar dışında da varolduğu söylenilebilir (5).

Peki Honnold zaten bu işin üstadı ise ve serbest-solo zaten tırmanış dünyasının bir parçası ve çok ciddi zorluklarda serbest-solo çıkış yapan insanlar var ise Honnold’un Freerider’ı çıkması niye bu kadar ilgi çekti, niye biz buralardan ekran başında ağzımız açık haberini okuduk, neden bazı yazarlar buna son yılların en önemli ‘sportif’ başarısı olarak değindi? (6)

Burada olay tabii Honnold’un çıktığı rotada. Diğer sportif branşlardan farklı olarak (ki kaya tırmanışını ‘sadece spor’ olarak nitelendirmek bayağı haksızlık olur) kaya tırmanışında aktiviteyi şekillendiren aslında kişi değil, doğa. Bir rotanın zorluğunu da tırmanış deneyimini de kayanın üzerinde tutulabilecek çıkıntı ve çatlaklar, rotanın uzunluğu ve eğimi, kayanın tipi ve bulunduğu yer gibi faktörler – yani kısaca doğa – belirliyor. Bu anlamda her bölge birbiriyle eşit olmadığı gibi her rota da aynı derecede önemli ya da çekici değil. Honnold’un çıktığı Freerider California’nın Yosemite vadisinde El Capitan kaya formasyonu üzerinde bir hat. Yosemite 1872 yılından beri milli park statüsünde koruma altında olan dev bir bölge; ABD’nin (en azından bir kısmının) gururu milli park sisteminin başlangıç noktası ve en çok ziyaret edileni. Bu yüzden de bu doğa harikasının adını sadece tırmanıcılar değil bir çok kişi biliyor. Fakat Yosemite’nin, orada tırmanmış olsalar da olmasalar da tırmanıcılar için yeri özel. Vadi El Capitan gibi dev granit bloklar üzerinde, öyle kolay kolay rastlanmayan masif ve kesintisiz çok uzun duvarlar barındırıyor ve 1960lardan beri bu dev duvarları çıkmaya çalışan Amerikalı tırmanıcılar uzun duvar tırmanış tarihini şekilleniyorlar. İşte bu tarih, kendilerine Yosemite’yi ev bellemiş tırmanıcıların çabaları ve hikayeleri, çıktıkları rotalar, bu rotaların nitelikleri, burayı tırmanış dünyasında başka hiç bir bölgenin yanına yaklaşamadığı ikonik bir yere taşıyor, bütün dünya için bir çekim merkezi haline getiriyor. Tırmanış dünyasında Yosemite’ye tırmanışın ‘Mekke’si denilmesi bu yüzden.

El Capitan

El Capitan, Yosemite. Photo: Ben Margot / Associated Press

Honnold’ın çıktığı Freerider’ın bulunduğu El Capitan kayası Yosemitenin en ünlü ve zorlu rotalarını barındırıyor. Bu rotalar çok uzun – mesela Freerider 30 ip boyu. Bu gibi rotaları normal tırmanıcı vatandaşlar duvarda uyuyarak 3-4 günde ve genelde yapay tırmanış stili ile çıkıyorlar. Tırmanıcının rotada duvara takılan malzemelerin yardımı ile yükseldiği yapay tırmanış stili, her ne kadar bayağı meşakkatli olsa da, fiziksel olarak çok daha kolay, çünkü tırmanıcı duvardaki ufak tutamak ve basamakları kullanmaktan çok malzemeleri çekerek ve basarak yükseliyor. El Capitan’ı serbest, yani malzemeleri kendini çekmek için değil, sadece bir düşme durumunda emniyet sağlamak için kullanarak çıkmak ciddi bir başarı. Şöyleki El Cap üzerindeki rotaların serbest çıkışı ve hatta tekrarları hala haber niteliği taşıyor (7). Çünkü hem daha önce serbest çıkılmamış bir rotayı serbest çıkmak mental bir bariyeri aşmayı gerektiyor (yapılıp yapılamayacağını bilmemek zorluğun önemli bir parçası), hem de rotanın yüksek zorluklarda parçalarını yerden bu kadar yukarıda çalışmak, çözmek ve bu ip boylarını arka arkaya tırmanmak ekstra zorlayıcı, ayrı bir deneyim ve beceri gerektiriyor.

Alex Huber on El Corazon

Alex Huber El Corazon (5.13b, 35 ip boyu) rotasının ilk çıkışını yaparken. Photo: Heinz Zak

Bu yüzden El Capitan’da serbest çıkılabilmiş bazı rotalarının da sadece iki ya da üç tekrarı var. Yosemite’nin granit kayası da zorlukların bir parçası. Buzullar tarafından aşındırılmış bu granit, yer yer neredeyse dümdüz ve kaygan, tırmanıcıya güven vermiyor. Burada tırmanmak için güç yetmiyor; son derece kontrollü, dengeye ve vücud pozisyonlarına dayalı, hassas bir tırmanış tekniği gerekiyor. Böyle düz ve güvensiz pasajlar içeren Freerider’ın bir ip boyunun isminin ‘Teflon Köşe’ olması boşuna değil.

Bütün bunlardan dolayı Yosemite tırmanış dünyası için bir mihenk noktası. Bunun için Yosemite’deki ‘ilk’ler bütün dünyadan takip ediliyor. Burası tırmanıcıların çıtayı ileri ittikleri, neyin mümkün olabileceğini kendilerine ve başkalarına kanıtladıkları bir arena. Honnold’un tırmanışı da böyle. Bugüne kadar bunu  kafasından geçirmiş birileri olduğu kesinse de El Capitan’a serbest-solo çıkmak 2017 Haziranına kadar yapılabilmiş bir şey değildi. Rotalar o kadar uzun ve devamlı ki böyle bir çıkışı denemek çok ciddi bir fiziksel ve zihinsel kapasitenin yanında inanılmaz bir kendine güven de gerektiriyor. Bugün dünyada böyle bir şeyi düşünebilecek altyapıda pek fazla insan yok. Kendini yerden 600-700 metre yükseklikte, altında dev bir boşluk, granit bir duvarda minicik tutamak ve basamakların üzerinde bırakın sakince hareket etmeyi, hareket ederken düşünmek bile ancak çok büyük bir birikim ve deneyim sayesinde olabilecek bir şey.

Bu yüzden tırmanış dünyasında kimse bu çıkışı başarabilmiş kişinin Honnold olmasına şaşırmıyor. 2007 yılında aynı gün içinde Astroman (10 ip boyu, 5.11c) ve Rostrum (8 ip boyu, 5.11c) isimli iki Yosemite rotasını serbest-solo çıkan ve henüz 21 yaşında dikkatleri üzerine çeken Honnold, o günden beri, yani on yıldır, her tırmanışında daha uzun ve daha zor rotalar çıkarak kendi çıtasını yukarı itiyor. Bu anlamda Honnold’ın kendi içinde zaten etkileyici El Sendero Luminoso gibi (15 ip boyu, 450 mt. 5.12+)) çıkışlarına Freerider’a giden basamaklar olarak bakmak da mümkün. Honnold Freerider’ı serbest ve tek günde 2007 yılında çıkmış. Yani fiziksel olarak 10 senedir bu rotayı çıkabilecek kapasitede. El Capitan’ı serbest solo çıkma hayalini de yıllardır kurduğunu söylüyor. Fakat böyle bir çıkışı deneyecek kafaya ve kendine güvene ancak ardı ardına yaptığı bu gittikçe zorlaşan tırmanışlardan sonra ulaşabilmiş. Ancak son bir iki senedir kendini bunu düşünürken korku içinde değil sakin hissettiğini söylüyor.

Alex Honnold on Freerider

Alex Honnold Freerider’ın ‘Enduro Pitch’ isimli ip boyunda, ipsiz, yerden metrelerce yukarıda. Photo: Jimmy Chin.

Çünkü serbest-solo’da sakin ve rahat olmak dışında bir opsiyon yok. Tırmanış dışarıdan bir ‘adrenalin sporu’ olarak görülse ve sanki korku ve adrenalin arayan çılgın insanların yaptığı bir şeymiş gibi bir ünü olsa da, aslında son derece sakin bir kafa, odaklanma yeteneği, ve kontrollü, ölçülü, ve akıcı hareket edebilmenin avantaj olduğu bir branş. Serbest-solo için ise bunlar olmazsa olmaz; duvara dokunduktan sonra bir sonraki hamle dışında hiç bir şeyin olmadığı bir dünya – şüpheye, korkuya, kafa karışıklığına yer yok; serbest tırmanışta olduğu gibi malzemeye oturabilme ya da dinlenebilme opsiyonu yok. Bir şey ters giderse son derecek sakin, rasyonel, paniklemeden tepki verebilmek gerekiyor. Fakat tıpkı fiziksel kapasite gibi, bunlar da sabırla çalışarak geliştirilebilen özellikler. Honnold doğuştan gelen yeteneğinin yanında bitmez tükenmez bir enerji ile düzenli antreman yapan, hiç durmadan tırmanan, kendini zorlayan, kısaca kendini tırmanışa adamış bir kişi. Mütevazi bir hayatı var, uzun süre kamyonetinde yaşamış, alkol kullanmıyor, gece eğlenceleri ile arası yok, ve antremanlarını hiç ihmal etmiyor. Freerider’ı defalarca çıkarak zor hamleleri çalışıyor. Ve serbest-solo çıkışından sonra yapılan ilk röpörtajında da gidip o günki hangboard antremanını yapacağını söylüyor (bunun için kendisine biraz kıl olunabilir belki, fakat bir yandan da anlatılanlara göre mütevazi, sevimli bir insan).

Bu anlamda Honnold çılgın, adrenalin düşkünü bir adam değil; kendine özgü, belki biraz acaip, fakat hayatını bir konuya adamış, disiplinli bir usta. Kaya tırmanışını bir piyano parçasını çalışıp çalmak gibi düşünün. Çok zor ve kompleks bir parçayı çalabilmek ve iyi çalabilmek, yeteneğin yanında yıllara yayılan bir çaba, bitmez tükenmez provalar, büyük bir özveri ve birikim gerektiriyor. Sahneye çıkan piyanistin arkadasında, biz görmesek de, böyle zorlu bir süreç var. Honnold da Freerider’ın dibine toz torbası ve ayakkabılarından başka bir şey almadan, ancak böyle bir sürecin sonrasında geliyor. Fakat konserin kendisi, bu çabaların ve birikimin sonucu olsa da, bunlardan ayrı; bir performans. Bir kere gerçekleşiyor ve bitiyor. Serbest-solo da ufak bir hata ya da dikkat dağınıklığının ölüm anlamına gelebildiği bir performans. Honnold tırmanış dünyasında son yılların en etkileyici performansından (neyse ki) alnının akıyla (ve sağ) çıkıyor. Bu Honnold’un, muhtemelen uzun bir süre tekrarı olmayacak, ustalık tırmanışı.

Honnold-van

Uzun süre yaşadığı minibüsünde Alex Honnold. Photo: Max Whittaker

3. Kadıköy’e dönüş

Haberi okuduktan bir gün sonra Kadıköyde yürürken iki tırmanıcı arkadaşıma rastlıyorum. Konu Honnold’un çıkışına geliyor hemen. Dünyanın bir diğer ucunda, tıklım tıkış bir Kadıköy haftasonunda, biri Çekmeköy’de diğer ikisi Beylikdüzü’nde çalışan Yosemite görmemiş bizler Honnold’un çıkışından bahsediyoruz. Biraz konuştuktan sonra arkadaşlarımdan biri, tam da benim hissiyatımı dile getiriyor: ’insanoğlu ne kadar inanılmaz’. Bu haberleri uzaktan takip eden bizlere aslında bu başarılar insanın sınırlarının belirsizliğini tekrar tekrar ortaya koydukları için bir şeyler ifade ediyor belki de. Ben nasıl ihtişamlı bir mimari yapıya girdiğimde, ya da güzel bir müzik parçası dinlediğimde insan denen ve sonsuz kötülük üretebilen acaip varlığın oturup da uğraştığında ne kadar olağanüstü şeyler yaratabildiğine şaşıyorsam, Honnold’ın haberini okuyunca da benzer hislere kapılıyorum. Çıtaları ittiren birileri bize de neleri yapıp yapamayacağımızı sorgulama fırsatı veriyor. Bir jenerasyonda imkansız görünen, diğerinde yapılabilir oluyor.

İşte belki de bu yüzden hapis, gözaltı, yıkım ve şiddet dolu ülke haberlerinin içinde timeline’ıma Honnold’ın tırmanışının düşmesi  bir yandan hoşuma gidiyor, bir yandan da ağzımda acı bir tat bırakıyor. Kaliforniya’da, beyaz, orta-sınıf, ve erkek, bu anlamda şanslı doğmuş Honnold dünyanın çoğunluğu tarafından acaip görülen, fakat müthiş yetenekli olduğu, kendisini mutlu eden bu uğraşı bulabilmiş, ve hayatını buna adamış. Çabalarının karşılığını da inanılmaz bir başarı ile adını tırmanış tarihine yazdırarak alıyor. Honnold Freerider tırmanışını anlatırken iki sene önce gene El Capitan’da o güne kadar serbest çıkılamamış ve El Capitan’ın en zor rotası addedilen Dawn duvarını (5.14d, 32 ip boyu) yedi sene çalıştıktan sonra 19 günde serbest çıkabilen Tommy Caldwell ve Kevin Jorgeson adlı tırmanıcıların söylediklerine değiniyor. Bu çıkışa hayatının bir kısmını adamış, bir dolu emek dökmüş Yosemite duayeni Caldwell ‘Umarız herkesin kendi Dawn duvarını bulması için ilham oluruz’ diyor bir yazısında. Honnold bunu okuduğunda kendine ‘’benim Dawn duvarım ne?’ diye sorduğunu ve Freerider çıkışı için çalışmaya başladığını anlatıyor…

Caldwell ve Jorgeson Dawn Wall

Tommy Caldwell ve Kevin Jorgeson Dawn Duvarını çalışırken.

Şu noktada zaten dünya sistemindeki yeri, gelir ve gelişmişlik seviyesinden dolayı hayatın zor olduğu; bir de hiç durmadan kötülük üretilen; eğitim sistemi öğrencilerin potansiyellerini gerçekleştirmek için değil, keyfe keder hallaç pamuğu gibi değiştirilip duran; yetenekli, istekli kişilerin devamlı çar çur edilip önünün kesildiği; bireylerin bir takım ‘davalar’ uğruna rahatça harcandığı; artık açıkça otoriter ve bu yüzden insan potansiyelini bir çok şekilde engellemeye ve harcamaya daha da yatkın Türkiye’de doğan, yaşayan bir çok kişinin ne kendi Dawn duvarını bulmak gibi bir fırsatı var, ne de bulsa bile bunun için çalışmasına izin veriliyor. Böyle dertler temel hakları bir şekilde korunan, bağımsızlıklarına nispeten saygı gösterilen, bir birey olarak değerli kabul edilen liberal demokratik ülkelerin bir kısım vatandaşlarının dertleri. Burada ise bir dolu hayat en kötüsünden kaybolunarak, yerinden edilerek, haksız yere hapiste çürüyerek, en orta-hallisine okulda doğru düzgün ders alamadan, ilgilendiği şeyleri bulamadan, kocanın/çocuğun yemeği-televizyonda evlilik programı dışında bir şey göremeden geçiyor. Bir yağmurda batan, trafiği her daim kaos beton mezarlığı şehirlerde vakit ve sağlığımızı, siyasi davalar ile işlerimizi ve fırsatlarımızı kaybediyoruz. Kafamızı bir türlü normalleşemeyen siyasetten kaldıramıyor, kaldırdığımızda vicdan azabı çekiyoruz.

‘Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermiyor’ demiş Ahmet Hamdi Tanpınar. Onlarca sene sonra Türkiye evlatlarına (hala) kendinden başka bir şeyle meşgul olma imkanını vermiyor. Ne diyeyim bir gün bu ülkede de daha çoğumuzun bu dünyadaki sınırlı gün ve enerjisini kendi Dawn duvarlarını bulmak ve çıkmak için harcayabilmesi umuduyla…

———————————————————————————————————————————

İlgilenenler için bazı linkler:

Honnold’un Freerider çıkışı için Alpinist dergisinde çıkan yazı:

http://www.alpinist.com/doc/web17s/newswire-honnold-freerider-solo

Aynı dergide çıkan Honnold profili:

http://www.alpinist.com/doc/web17s/wfeature-alp35-alex-honnold-profile-less-and-less-alone

Honnold’ın El Sendero Luminoso çıkışının North Face tarafından yayınlanmış videosu:

https://www.youtube.com/watch?v=Phl82D57P58

El Capitan’da bir diğer çağ atlatan/çığır açan tırmanış, Lynn Hill’in efsane Nose rotasını serbest çıkışı ile ilgili  Türkçe bir yazı:

http://www.5harfliler.com/kaya-tirmanis-efsanesi-lynn-hill/

Tommy Caldwell ve Kevin Jorgeson’un Dawn Duvarı çıkışları hakkında:

http://news.nationalgeographic.com/2015/01/150114-climbing-yosemite-caldwell-jorgeson-capitan/


Notlar:

(1) ‘Tırmanıcı en tehlikeli ipsiz tırmanışı gerçekleştirdi.’

(2) Birden çok parçaya bölünerek tırmanılması gereken rotalara çok ip boylu rota deniliyor. Bu rotalarda birinci tırmanıcı yerden yükselirken ipin sonuna gelmeden uygun bir yerde durup, malzeme ile kendini sabitler; daha sonra kendisine bağlı ikinci tırmanıcının yanına gelmesi için onun emniyetini alır. İkinci tırmanıcı yanına geldikten sonra bu noktadan tırmanışa devam ederler.

(3)  Kaya tırmanışında çıkılan rotaların zorluğunu anlatmak için kullanılan bir çok derecelendirme sistemi var. Ben bu yazıda Honnold genelde Kuzey Amerika’da tırmanmış olduğu için Yosemite Decimal System (YDS) denilen sistemi kullandım. Bu sistemde 1-3 dereceleri yürüyüş, trekking için kullanılıyor; teknik tırmanış dereceleri 5 ile başlıyor. Günümüzde tırmanılmış en zor rota 5.15c derece. Genelde eğlencesine haftasonları tırmanan kişiler mesela 5.9 veya 5.10 tırmanabiliyorlar. 5.11a -12a civarı düzenli antreman ya da uzun süre tırmanmış olmayı gerektiren dereceler denilebilir, bundan sonra bir dereceden diğerine gitmek gittikçe zorlaşıyor, derecelerin arası açılıyor. 5.13 üstü dereceler elit seviye kabul edilebilir.

(4) Genelde tartışmalar serbest-solo aktivitesinin yapılması, sorumluluğu ya da sorumsuzluğu kadar, serbest-solo’nun yayınlanması, yani fotoraf ya da video çekilmesi ve bunların dağıtıma sokulması ve bunun sonuçları ile ilgili.

(5) Zaten uzun süre tırmanış aktivitesi ile uğraşan herhangi bir kişinin serbest-solo’nun çekiciliğini görmemesi zor. Ağır malzemeler taşımadan, ip ile uğraşmadan, sadece harekete odaklanarak kayada yükselmek özgürleştirici bir pratik olarak görülebilir tırmanışta. Bir yandan da sadece fiziksel değil, mental güç ve kontrolün çok önemli olduğu bir branş olan kaya-tırmanışında, serbest-solo ciddi bir zihin-kontrolü, odaklanabilme ve sakin bir kafa ile hareket edebilme yeteneği gerektirdiği için bu alanlarda kendi sınırlarını zorlamak isteyenler için de bir üst nokta.

(6) Burada tabii tırmanış dünyası ve basınında Amerikalı tırmanıcılar ve Amerikan tırmanış basınının yeri de bir faktör ama bu ayrı bir yazının konusu.

(7) Mesela daha bu hafta Zodiac (5.13c, 16 ip boyu) rotasının Avusturyalı Barbara Zangerl ve Jacopo Larcher tarafından yapılan üçüncü tekrarı tırmanış basınında bayağı yer buldu.

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s